Atatürk’ün eğitim ile ilgili söylediği özlü sözler

Egitim, Yazılar-Yorumlar 0 Yorum »

Atatürk’ün eğitim ile ilgili söylediği özlü sözler
* Bir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça, muharebe meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuna bağlıdır. 1923

* Öğretmenler her fırsattan yararlanarak halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutan bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır. 1927

* Milli eğitimde süratle yüksek bir seviyeye çıkacak olan bir milletin, hayat mücadelesinde maddi ve manevi bütün kudretlerinin artacağı muhakkaktır. 1928

*Milli eğitim ışığının memleketin en derin köşelerine kadar ulaşmasına, yayılmasına özellikle dikkat ediyoruz.  1924

* Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet henüz millet adını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Ona basit bir kitle denir, millet denemez. Bir kitle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır.  1925

*Yeni nesil, en büyük Cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.  1924

* Öğretmenler; yeni nesli Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakarlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır.Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir…Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır. 1924

Küçük Bir Yağmur Damlası..

Yazılar-Yorumlar 0 Yorum »

Küçük bir yağmur damlasıydım gökteki anacığımın koynunda, bekliyordum yağacağım zamanı.. Bekliyordum ve istiyordum tüm damlalığımla yağmayı aşağılara, Bu öyle bir arzuydu ki sonunda gökteki anacığım kabul etti beni göndermeyi toprağa…
Ama “söz ver” dedi” hiç bir zaman unutmayacaksın damlalığını;her zaman hatırlayacaksın beni”.”Tamam anacığım” dedim “her zaman kalbimdesin”.O zaman dedi ki canım anam, “pekala gönderiyorum seni aşağıya ama laf olsun diye değil…Orada toprağın koynuna girdikten sonra ta derinlerde bir tohumcuk var uyanmayı bekleyen;onu uyandıracaksın.Onunla hemhal olup hücrelerine kadar gireceksin,proteinleriyle tanış olacak,onunla varolacaksın.”
Tamam dedim,söz ettim.İniverdim aşağıya AŞAĞILARIN AŞAĞISINA!
Yazının Devamı İçin Tıklayınız »

Zümrüd-ü Anka Kuşu-(Simurg)-Kaknus-Phoenix Efsanesi

Mitoloji, Sözlük, Yazılar-Yorumlar 1 Yorum »

Rivayet olunur ki ;
Kuslarin hukumdari olan Simurg ( Zümrüd-ü Anka, Kaknus, ya da batida bilinen adiyla Phoenix ), Bilgi Agaci’nin dallarinda yasar ve her seyi bilirmis. Bu kusun ozelligi gozyaslarinin sifali olmasi ve yanarak kul olmak suretiyle olmesi, sonra kendi kullerinden yeniden dirilmesidir. ….
Kuslar Simurg‘a inanir ve onun kendilerini kurtaracagini dusunurmus.
Kuslar dunyasinda her sey ters gittikce onlar da Simurg’u bekler dururlarmis.
Ne var ki, Simurg ortada gorunmedikce kuskulanir olmuslar ve sonunda umudu kesmisler. Derken bir gun uzak bir ulkede bir kus surusu Simurg’un kanadindan bir tuy bulmus. Simurg’un var oldugunu anlayan dunyadaki tum kuslar toplanmislar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardim istemeye karar vermisler.
Yazının Devamı İçin Tıklayınız »

Olimpiyat Oyunlarının Tarihçesi

Mitoloji, Tarih, Yazılar-Yorumlar 0 Yorum »

Günümüzde yapılan Modern Olimpiyat Oyunları’nın kökeni Antik Yunan’da yapılan şenliklere dayanır. İlk olimpiyatlar, Eski Yunan’da Tanrı Zeus adına yapılan şenliklerdi. M.Ö. 776 yılında Yunanistan’ın Olimpia bölgesinde, Isparta Kralı Likorgos’un da önerisiyle yapılan şenlikler, tarihteki ilk olimpiyat oyunlarını temsil eder. Önceleri 32 metre genişliğinde, 192 metre uzunluğunda bir pistte sadece 1 gün süren koşullardan oluşan oyunlara sonraları değişik mesafelerde yarışlar, disk ve cirit atma, uzun atlama, boks, güreş, atlı araba yarışları gibi branşlar eklenerek şenliklerin süresi de 5 güne çıkarıldı. İlk başlarda ölülerin ruhlarının 8 yılda bir dirileceği inancıyla 8 yılda bir düzenlenen oyunlar, daha sonra 4 yılda bir yapılmaya başlandı.
Yazının Devamı İçin Tıklayınız »

Bir Şairi Hikayelerinde Okumak

Egitim, Yazılar-Yorumlar 0 Yorum »

Bir Şairi  Hikayelerinde Okumak (Ahmet Cüneyt ISSI*)

Tâlih, insanogluna her yetenegi, her basarıyı vererek ona bütün bir cömertlik hazinesini sunmuyor. Belki de bu ezelî gerçek sebebiyle insan, tâlihin kendisine sunmus oldugu o sey’i en iyi biçimde degerlendirme yoluna gidiyor, varolusuna anlam katacak olan o en sık hareketini, futbol diliyle söylersek, ikide bir ekranlara getirilecek olan o unutulmaz vole’sini de talihin kendisine açmıs oldugu bu alanda vurmaya çalısıyor. Ölümsüzlügün sırrına erenler, hayata iste böyle unutulmaz bir resmi armagan bırakanlar olsa gerektir. Cahit Sıtkı Tarancı, bu anlamda öyle güzel bir tâlihin etrafını çepeçevre kusattıgı o insanlardan degildir. Bir an için, diger eserlerini bir kenara bıraksak bile o, “Otuz Bes Yas” gibi bir magnum opus (en iyi eser)’la, modern Türk siiri fotografı’na sık bir poz vererek istirak eder.

Boris Eyhenbaum, hikâyenin “bir çeliski, bir uyum eksikligi, bir yanlıslık, bir karsıtlık” ürünü oldugunu söyler. (Tzvetan Todorov, “Düzyazı Kuramı Üstüne”, Yazın Kuramı, Çev. M. Rifat- S. Rifat, Yapı Kredi Yay., İst. 1995, s.175.)  Cahit Sıtkı’yı konu edinen bir hikâye söz konusu oldugunda, edebiyatla ilgilenen hemen herkes bu hikâyenin öykü’sünü tetikleyen olguları söyle sıralayıverir: Varlıklı bir aileden gelmekle birlikte yoksulluk içinde geçen bir hayat, olumsuz/ürküten bir baba imgesi, çirkinlik kompleksi, geçmis ile içinde yasanılan dönemin sosyal, siyasal, ekonomik ve manevî atmosferine uyum problemi ve nihayet Ziya Osman Saba’yla bir ömür boyu süren o riyasız, içten, imrenilen dostlukları.

Yazının Devamı İçin Tıklayınız »

Şu Çılgın Japon-Aya Ishihara Suzuki !

Yazılar-Yorumlar 0 Yorum »

“Şu Çılgın Türkler”i Japoncaya çeviren Aya Ishihara Suzuki, “Türklerin vatanperverlik duygusunun nereden geldiğini ilk defa öğrendim” dedi.
Türkiye’de en çok satılan ve okunan kitaplar arasında yer alan Turgut Özakman’ın Şu Çılgın Türkler’i Japoncaya çevrildi. Kitabın tanıtımı, geçtiğimiz ay Türkiye’nin Tokyo Büyükelçiliği’nde düzenlenen resepsiyon ile yapıldı. Kitabı Türkçeden Japoncaya çeviren ve San-ichi yayınevi tarafından basılan Aya İshihara Suzuki de resepsiyona katılanlar arasındaydı. Türkçeyi ilk olarak Çin’de Uygur Türkleri’nden öğrenmeye başlayan Suzuki, yaklaşık 2.5 yıldır çalıştığı kitabın öyküsünü SABAH’a anlattı.
Yazının Devamı İçin Tıklayınız »

Design by j david macor.com.Original WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Giriş
Bilgilendirme:Sitemizde yayınlanan reklamlar Google Arama Motoru tarafından seçilip yayınlanmaktadır ve sitemizin seçimi degildir..

Sitemap Blog AnaSayfa Resimli Şiir Sevgi Oyun Forum Şiir Astroloji Burçlar Aşk Şiirleri Bebekler icin Biyografi Gazeteler Karikatürler Şifali Bitkiler Anlamlı Sözler oyun Elt Club Web Directory ölümle ilgili sözler hareketli msn msn asci Bebek İsimleri albert einstein|antonio vivaldi|periskop|ali kuşçu|Speaking|Teaching Grammar|English Tenses|Other Grammar Topics|Teaching Writing|Türkçe-Turkish|Grammar|Makaleler|Vocabulary|writing|Useful Articles|Useful Tips|Vocabulary Teaching