Bir Dahinin Portresi-Leonardo Da Vinci kimdir ve onun hakkında söylenenler

Bilim Adamları, Kim-Kimdir, Sanatçılar 2 Yorumlar »

Bir Dahinin Portresi-Leonardo Da Vinci kimdir ve onun hakkında söylenenler
Leonardo Da Vinci’nin İnsan Vücudu İçin Yaptığı Yenilikler
Leonardo’nun insan vücuduna ilgisinin temelini, figür eskizleri için incelemeler oluşturur. İnsanı olabildiğince canlı ve tüm hareketleri gerçeğe en yakın şekilde çizmek için dış gözlemleri yeterli görmemiş, vücudun içini de görmek, kemiklerin, kasların ve eklemlerin birbirleriyle ilişkilerini kavramak istemiştir. Anatomi araştırmaları, giderek daha, çok zaman ayırdığı başlı başına bir ilgi alanı haline gelmiştir. İnsan organizmasına, çalışma prensiplerini merak ettiği mükemmel bir makine olarak yaklaşmıştır. O dönemin tıp bilimine temel oluşturan antik çağ hekimi Galen’in metinleri, merakını ancak kısmen giderebilmişti. Aklına gelen her soruyu sormaya başlamıştı.
Leonardo, gördüklerini çizerek açıklığa kavuşturuyordu. Kesitlerle, ayrıntılı görünüşlerle ve farklı açılardan yaptığı çizimlerle anatominin detaylarını ortaya çıkarıyordu. Çizimleri, bazı detaylardaki yanlışlıklara karşın son derece nettir. Anne karnındaki bebek çizimi için bir insan kadavrasına disseksiyon yapmamış, inekleri inceleyip, oradan elde ettiği sonuçları insan anatomisine uyarlamıştı. Papa, Leonardo’nun insan kadavraları üzerinde disseksiyon yapmasını yasakladığında, dolaşım sistemi üzerine yaptığı araştırmayı devam ettirebilmek için sığır kalpleri kullanmıştı.
Yazının Devamı İçin Tıklayınız »

Bir Astronom-Edwin Hubble Kimdir

Bilim Adamları, Kim-Kimdir 0 Yorum »

Bir Astronom-Edwin Hubble Kimdir-Tanıyalım
Edwin Powell Hubble, (20 Kasım 1889–28 Eylül 1953) ABD’li astronom. Hubble ABD’de doğup büyüdü. Chicago Üniversitesi’nde hukuk okudu. Önceleri avukatlık yaptı, sonra gökbilime döndü. Yaşamının geri kalan bölümünde Wilson Dağı Gözlemevi’nde çalıştı.1923′te Hubble, Andromeda adı verilen bir gökadayı inceledi. O zamanlar çoğu gökbilimci, bütün evrenin, bizim gökada Samanyolu’ndan ibaret olduğunu düşünüyordu. Fakat Hubble, Andromeda Gökadası’nın ucunda birtakım yıldızlar gördü ve onların Samanyolu’nun çok ötesinde oldukları tahmininde bulundu. Çalışmaları, Andromeda Gökadası’nın başka bir gökada olduğunu, dolayısıyla bizimkinin dışında başka gökadaların da var olduğunu kanıtladı. Sonra, o ve başkaları yavaş yavaş birçok gökada saptamaya başladılar.Ayrıca Hubble, ışık tayfı konusunu da inceledi. Kızıla kaymanın olabilmesi için,yıldızların bizden uzaklaşmaları gerektiğini fark etti.Gökadalar zayıfladıkça kızıla kaymanın artışı da dikkatini çekti. Ve ayrıca ünlü Hubble Uzay Teleskobu, ismi astronom Edwin Hubble’ın anısına verilmiş,dünya yörüngesinde bulunan bir teleskopdur.

Farabi kimdir-biyografisi-Felsefesi-Felsefeye Bakışı

Bilim Adamları, Kim-Kimdir 0 Yorum »

Farabi kimdir-bioyografisi-Farabinin Felsefesi-Felsefeye Bakışı
870-950 yılları arasında yaşamış olan İslam düşünürü. Sistemi Aristoteles mantığına dayanan akılcı bir metafizikten oluşan, Aristoteles’in sistemini Plotinos’un görüşleri yardımıyla, İslam inancı ile uzlaştırmaya çalisan Farabi, Tanrı’nın varoluşunu kanıtlarken, Aristoteles’in akılyürütme çizgisini takip etmiştir. Ona göre, bu dünyadaki nesneler hareket etmekte, değişmektedirler. Dünyadaki nesneler hareketlerini bir ilk Hareket Ettiriciden almak durumundadırlar. Bu ilk Hareket Ettirici ise, Tanrı’dır. Farabi, varlık anlayışında, mümkün ya da olumsal varlıklar adını verdiği nesneler ile Tanrı arasındaki farklılık ve ayrılığı, mümkün varlıkların Tanrı’dan, ilk varlıktan sudur ettiklerini söyleyerek açıklamaya ve temellendirmeye çalisir.
Farabi’ye göre, ilk varlık, Tanrı, varlık taşkını yoluyla evrendeki bütün varlık düzenini ‘doğal bir zorunlulukla’ meydana getirir. Evren Tanrı’nın değerine hiçbir şey katmaz. Yetkin bir varlık olan Tanrı’nın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Tanrı’yla evren arasındaki ilişkiyi, evrenin Tanrı’dan sudur, türüm yoluyla ve zorunlulukla çiktigini söyleyerek açıklayan Farabi’ye göre, evren aynı zamanda Tanrı’nın sonsuz cömertliğinin bir sonucudur. Tanrı, Farabi’nin sisteminde herşeydir. Tanrı seven, sevilen ve sevgidir. O bilen, bilinen ve bilgidir. Tanrı herşey olduğuna ve hiçbir şeye ihtiyaç duymadığına göre, Farabi bu noktada, mümkün varlıkların varoluşları için, Tanrı’nın yalnızca kendisini konu alan bilme faaliyetine başvurur. Buna göre, yaratıklar, Tanrı’ya en yakın ‘akıllar’ halinde Tanrı’dan çikip varlığa gelirler. Onun sudur, türüm anlayışına göre, Tanrı’nın kendi tözünü bilmesinden birinci akıl doğar; bu aklın Tanrı’yı bilmesinden ise, ikinci akıl türer. Böylelikle, ortaya sırasıyla 10 akıl çikar; onuncu akıl, etkin akıldır (aklı faal). Birinci aklın varlığı, Tanrı dolayısıyla zorunlu, ama kendi özünde mümkündür; ilk akıl, kendini bu niteliğiyle bildiği için, onun maddesinden birinci gök katı, formundan da (suretinden de) o gök katının ruhu sudur eder. Böylelikle on akıldan her birinin karşilığı olarak bir gök katı türer. Madde de Tanrı’dan sudur etmiştir. Belirsizlik demek olan madde, Tanrı’ya en uzak olan varlıktır.
Yazının Devamı İçin Tıklayınız »

Muhammed İkbal kimdir-Muhammed İkbal hayatı-biyografisi

Bilim Adamları, Kim-Kimdir 0 Yorum »

Muhammed İkbal kimdir-Muhammed İkbal hayatı-biyografisi
1873′de Pakistan’ın Pencap eyaletine bağlı Siyalkut kentinde doğan Muhammed İkbal mutasavvıf bir anne ve babanın oğlu olarak dünyaya geldi. İlk eğitimini Kur’an üzerine aldı.
Kur’an eğitimini medresede tamamladıktan sonra, Arapça ve Farsça hocasının yönlendirmesiyle İslam edebiyatıyla ilgilenmeye başladı. Lahor’da yüksek öğrenimini tamamladıktan sonra Doğu Dilleri Fakültesi’ne hoca olarak tayin edildi. Bu yıllarda Muhammed İkbal’in şiirleri de yayınlanmaya başlandı.
1905′de Londra’daki Chambrich Üniversitesi’nin felsefe ve iktisat bölümünden mezun oldu. Londra’da üç sene kadar kalan İkbal, burada Arap Dili ve Edebiyatı Fakültesi’nde hocalık yaparken, bilhassa Londra’da ilgi görmesine sebep olacak çeşitli İslâmi konularda bir dizi konferans verdi. Yine Londra’da kaldığı müddet içinde hukuk üzerine okuyan İkbal, savcılık diplomasını aldıktan sonra Almanya’ya giderek Münih Üniversitesi’nde felsefe dalında doktora yaptı.
Yazının Devamı İçin Tıklayınız »

Christian Andreas Doppler Kimdir-Christian A.Doppler hayatı ve bilime katkısı

Bilim Adamları, Kim-Kimdir 0 Yorum »

Christian Andreas Doppler Kimdir-Christian A.Doppler hayatı ve bilime katkısı
Doppler Etkisi olarak bilinen, radyo dalgası yayan herhangi bir cismin gözlemciye yaklaşıp uzaklaştıkça frekansının değişiyormuş gibi gözlemlenmesi hipotezini ortaya atarak kazanmış Avusturyalı bir matematikçi ve fizikçidir.29 Kasım 1803 tarihinde dogmuş olup,1853 yılında 50 yaşındayken Venedik’de akciğer hastalığı sebebiyle hayatını kaybetmiştir.Salzburg’da lise ögrenimini tamamladıktan sonra Viyana’da astronomi ve matematik üzerine ciddi çalışmalar yapan Doppler, 1841 yılından itibaren Çek Teknik Üniversitesi’nde (daha önce Prag Politeknik Okulu olarak biliniyordu) matematik ve fizik profesörü olarak görev yapmıştır.Sadece bir sene sonra, 39 yaşında, en önemli buluşu olan Doppler Etkisi üzerine bir makale yazıp, Prag’daki profesörlük kariyeri boyunca matematik, fizik ve astronomi üzerine 50′den fazla bilimsel çalışma yayınlamıştır.Prag’daki araştırma kariyeri, burada 1948′de yaşanan devrimci olaylar dolayısıyla yarida kalmış ve Viyana’ya kaçmak zorunda kalmıştır. 1850 yılında Viyana Üniversitesi bünyesinde bulunan Deneysel Fizik Enstitüsü’ne başkanlık yapmaya başlamıştır.
kaynakça:
Peter M. Schuster: Moving the Stars - Christian Doppler: His Life, His Works and Principle, and the World After. - Pöllauberg, Austria: Living Edition, 2005.

Pisagor’un Hayatı-biyografisi-Pisagor hakkında genel bilgi

Bilim Adamları, Kim-Kimdir 1 Yorum »

Pisagor’un Hayatı-biyografisi-Pisagor hakkında genel bilgi
Yunan filozofu. Dogum yeri olan Sisam Adasindan MÖ 529′da Güney Italya’ya, Crotona’ya
göç etti. Crotona bu yörenin zengin liman kentlerinden biriydi. Pisagor buruda biraz
kisisel çekiciligi, kendinde varoldugunu iddia ettigi kehanet gücü, biraz da etrafinda
yarattigi gizemci havasiyla zengin ve soylu delikanlilardan üçyüz kadarini bir çati
altinda topladi ve okul kurdu. Pisagor ögrencilerini iki bölüme ayiriyordu : Dinleyiciler
ve matematikçiler. Okula dinleyicilik ile baslaniyor basarili olunursa matematikçilige
geçiliyordu.
Pisagor ögretisi evrende herseyin bir sayi ile (özellikle tam sayi) özlestigini öne
sürer. 5 rengin, 6 sogugun, 7 sagligin, 8 askin nedenidir. Düzgün geometrik sekiller
de pisagorculukta önemlidir. Pisagor yeryüzünün düzgün altiyüzlüden (heksahedron),
atesin piramitten, havanin düzgün sekizyüzlüden (oktahedron), suyun yirmiyüzlüden
(ikosahedron) yaratildigina inanir.
Yazının Devamı İçin Tıklayınız »

Design by j david macor.com.Original WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Giriş
Bilgilendirme:Sitemizde yayınlanan reklamlar Google Arama Motoru tarafından seçilip yayınlanmaktadır ve sitemizin seçimi degildir..

Sitemap Blog AnaSayfa Resimli Şiir Sevgi Oyun Forum Şiir Astroloji Burçlar Aşk Şiirleri Bebekler icin Biyografi Gazeteler Karikatürler Şifali Bitkiler Anlamlı Sözler oyun Elt Club Web Directory ölümle ilgili sözler hareketli msn msn asci Bebek İsimleri albert einstein|antonio vivaldi|periskop|ali kuşçu|Speaking|Teaching Grammar|English Tenses|Other Grammar Topics|Teaching Writing|Türkçe-Turkish|Grammar|Makaleler|Vocabulary|writing|Useful Articles|Useful Tips|Vocabulary Teaching