Ayasofya’da Osmanlı Himayesi ve Minbere Kılıçla Çıkma Geleneği

Ayasofya’da Osmanlı Himayesi ve Minbere Kılıçla Çıkma Geleneği.

Fatih Sultan Mehmed 1453 yılında İstanbul’u fethettiğinde Bizanslıların büyük çoğunluğu Ayasofya Kilisesi’ne sığınmıştır.Çünkü bir efsaneye göre Aziz Başmelek Mikail,dünyanın sonuna kadar Ayasofya’nın koruyucusu olacaktı.Bu inanıştan dolayıdır ki Bizanslıların çoğu Patrik,papazlar,kadın,erkek,çocuk bir araya toplanıp kendilerine yardım etmeye gelecek olan meleğin gelmesini Ayasofyada beklemektedirler.Fatih Sultan Mehmet buraya gelip atından iner ve şükrane olarak secdeye kapanır.Tüm halk ağlaşıyordur ve Fatih onlara susmasını işaret ederek patriğe ; “Ayağa kalk.Ben Fatih Sultan Mehmet ,sana ve bütün halka söylüyorum ki bugünden itibaren artık ne hayatınız ne de hürriyetiniz konusunda benim gazabımdan korkmayınız.” Der ve komutanlarına dönerek kimseye kötülük yapılmamasını emreder..

Minbere Kılıçla Çıkma Geleneği

Ayasofya gibi görkemli bir yapının korunması elbette çok masraflıdır.Bizans İmparatorluğu özellikle son yüzyıllarda eski gücünü kaybettiğinde, geliri Ayasofya’nın tadilatı için ayrılan toprakların çoğunu elden çıkmış ve kaynaklar azalmıştır.Bu nedenle Ayasofya’ya gereken özen gösterilemez.Ayrıca Bizans mimarisinin özelliği olarak kiliselerde bulunan pencereler sövesiz ve yalnızca güneş ışığının içeri girmesi için yapılmıştı.*[1]Sövesiz pencerelerde içeride bulunan havanın değişimi,temizlenmesi imkansız hale gelir. Yazının Devamı.. »

Liderler İçin Sosyal ve Duygusal Öğrenme

Liderler İçin Sosyal ve Duygusal Öğrenme *
Duygusal zekâ eğitimi artık yalnızca öğrenciler için yapılmıyor. Okul liderlerinin de karmaşık hedefleri kazanmak için gerekli olan sosyal yeterlilikleri geliştirmeleri gerekiyor.Öğrenciler, anne-babalar ve eğitimciler etkili okul liderlerini tanımladıkları zaman, kişisel nitelikler üzerinde odaklanma eğilimi göstermektedirler. Liderlerin olağanüstü bir şekilde kendilerini adamaları ve ilgilerinden, girişimlerinden ve sabırlarından ve verdikleri sözde durmalarından bahsedilmektedir. Daniel Goleman (1995), bu nitelikleri, duygusal zekâ olarak işaret etmektedir.

Duygusal zekânın gerisindeki temel fikir, başarının ve mutluluğun zihinsel zekâdan çok duygusal zekâya dayanmasında yatmaktadır. Aslında, zihinsel zekâ, yaşamdaki başarıyı belirleyen etkilerin % 20’ini açıklar. Duygusal zekâ, zihinsel zekâdan farklı olarak, kişisel ve sosyal becerilerin birleşimidir. Bu birleşim, öz-bilinci, öz-kontrolü, güdülenmeyi ve sabrı, empatiyi ve karşılıklı doyurucu ilişkileri oluşturma becerisini kapsar.
Yazının Devamı.. »

İnsan ve İnsan İlişkileri Üzerine

İnsan ve İnsan İlişkileri Üzerine (Tolstoy’dan)
….İnsanlar bazı durumlarda,sevgisiz de diğer insanlarla ilişki kurabileceğini düşünürler.Fakat, böyle bir durum söz konusu değildir.Cisimlerle sevgi olmadan çalışabiliriz;sevgi olmadan ağaçları keser,tuğla döker,demir döveriz ama nasıl arılara karşı dikkatli olmak gerekiyorsa, insanlara karşı da sevgi dolu olmak gerekir.Eğer bir arıya dikkatsizce yaklaşırsanız bunun hem arıya hemde kendinize zararınız dokunur.Aynı şey insanlar içinde geçerlidir.Aksi zaten mümkün değildir.Çünkü karşılıklı sevgi,insan hayatının temel kanunudur.Bir insan,bir başkasını nasıl kendisi için çalışmaya zorlayamassa,kendini sevmeyede zorlayamaz.Bu dogrudur;Fakat özellikle birinden birşey bekliyorsa yada istiyorsa bunu sevgi olmadan yapamaz.Eğer yüreğinde sevgi yoksa hiçbir yere kımıldama! İnsanlara zararının değil yararının olması için,içindeki sevgiyi hissettiğin an onlarla ilişki kurmalısın…… (Sayfa:398,Diriliş-Tolstoy,2002 Basımı)

Lev Nikolayeviç Tolstoy’un Kısa Özgeçmişi

Lev Nikolayeviç Tolstoy’un Kısa Özgeçmişi

28 Augostos 1828 tarihinde, Moskova’nın güneyinde,asil bir ailenin çocuğu olarak doğdu.Babası Kont Nikolay İlyiç Tolstoy 1812 yılı Napolyon Savaşlarına katılmış emekli bir yarbaydı.Tolstoy çocukluğunda, ağabeyi Nikolay’dan çok etkilenmiş,ergenliğinde Rousseau okumuş,gençliğinde önce Doğu dilleriyle ilgilenmiş,daha sonra hukuku tercih etmiştir.Ancak yalın ve parlak dehası! onu özgün olmaya itince,hukuk fakültesini de terketmiştir.Tolstoy uzun bir süre seyahat etmiş; tabiatı ve insanı incelemiştir.Batı’yı ve kendi ülkesini,insanları tanımış,yeni bir pedagoji sistemi geliştirmiştir.Tolstoy,çağını çok iyi gözlemiştir.
Aristokrat sınıfın amaçsız,debdebeli yaşantısına ateş püskürmüştür.Onun “İnancının Niteliği“, “Doğmatik Din Biliminin Eleştirisi “ ve “Sanat Nedir” adlı eserleri Tolstoy’un tefsirleri niteliğindedir. Tolstoy romanlarında, insanoğlunun ne kadar değişik karakterli olduğunu vurgular.”Savaş ve Barış” ve “Anna Karenina” insan tahlilleri ve canlı tasvirler bakımından birer şahserdir.
Tolstoy,W.Shakespeare’den sonra dünya dillerine en çok tercümesi yapılan yazarlardandır.Sadece 1808-1908 yılları arasında çeşitli dillere çevrilen eserlerinin sayısı 20 Milyonu bulmaktaydı.Tolstoy’un kendini arayış serüveni ölünceye kadar sürdü.7 Kasım 1910′da küçük bir tren istasyonunda hayata veda etti


Gizlilik Bildirimi Kullanım Koşulları

Sitemap Blog AnaSayfa Bebekler icin Biyografi Gazeteler Karikatürler Şifali Bitkiler Elt Club Web Directory ölümle ilgili sözler tür nedir bulutlar Bebek İsimleri albert einstein|antonio vivaldi|periskop|ali kuşçu|Speaking|Teaching Grammar|English Tenses|Other Grammar Topics|Teaching Writing|Türkçe-Turkish|Grammar|Makaleler|Vocabulary|writing|Useful Articles|Useful Tips|Vocabulary Teaching

domain tescil New Media Blogs - BlogCatalog Blog Directory